2013 yılının ilk turunu yapmak  için sabırsızlanıyor ancak cumartesi sabahları başlayan sağanak  yağışlardan da bir türlü planlarımızı gerçekleştiremiyorduk. Uzun bir zamandır aklımızda Urla tarafındaki antik roma hamamına gitmek vardı.
Sevgili dostumuz Canavar’ül Velosipet bir süre önce Gülbahçe’de deniz kenarında antik bir kaplıca ve hemen yanında güzel bir kamp alanı bulmuÅŸtu. Burnumuzun ucundaki  ’el deÄŸmemiÅŸ’ yeri görmek için can atıyorduk.
Haftaiçi yeniden onlarca farklı hava tahmini sitesinden haftasonu için beklenen değerleri karşılaştırdık, yağmur bulutlarının yönünü hesapladık ve en sonunda cumartesi öğlen yağışın sona ereceğine ikna olduk. Cumartesi sabah saatlerinde yağmur ciselerken biz çantalarımıza çadır, uyku tulumu, kap kacakları koyduk. Yağmur bittim bitecek derken de evden çıktık.
Sonunda bisikletimizin üstündeydik ve iki gün boyunca kendimize yetecek herÅŸeyimiz yanımızdaydı, yani kimseye bağımlı deÄŸildik. Canavar’ül Velosipet’ten kamp yerinin kabaca koordinatlarını öğrenip, akÅŸam hava kararmadan önce orda buluÅŸmak üzere sözleÅŸtik.
Henüz evden  500 mt uzaklaÅŸmıştık ki saÄŸanak yaÄŸmur baÅŸladı. İnciraltı Kent Ormanı’na kadar pedal basıp, oradaki cafenin saçakları altında uzun bir süre bekledik. Tekrar yola çıktığımızda yaÄŸmur ÅŸiddetini kaybetmiÅŸti, hem zaten çok güvendiÄŸimiz hava tahmini sitesi poseidon, yağış yok diyordu… Sadece bir kilometre gitmiÅŸtikki yeni bir yaÄŸmur bulutuna yakalandık ve beÅŸ dakika içinde kuru hiç bir kıyafetimiz kalmayacak ÅŸekilde ıslandık. Güzelbahçe’de yanımızdan geçen araçlar da bizi baÅŸtan aÅŸağı çamurlu su ile de yıkayınca, tamam dedik, artık endiÅŸelenecek birÅŸey yok. O andan itibaren de su birikintilerinin tam ortalarından geçerek eÄŸlenceli bir ÅŸekilde yolumuza devam ettik.
Zorlu ve ıslak bir sürüşün ardından Gülbahçe’deki İYTE’nin kampu alanına girdik. Anayoldan ayrılıp 2 kilometre kadar toprak yolda pedal çevirdik ve en sonunda denizin neredeyse içine yapılmış taÅŸ kaplıcayı bulduk. Bu arada yaÄŸmur tamamen dindi. Kaplıcaya girmek için hazırlıklı gelmiÅŸtik. Hemen mayolarımızı bulup suya girdik. Islaktık ve çok üşümüştük, kaplıca suyunun eminim sayısız faydaları vardır ancak bizim için o sırada en büyük ÅŸifa, ayaklarımızı ısıtabilmek oldu.
Kaplıca için kroki: A (yol ayrımı) B (kamp yeri)
Gülbahçe köyünün güneyinde kalan ve Tatar Deresi’nin denize ulaÅŸtığı yerde bulunan bu taÅŸ kaplıcanın tam olarak ne zaman inÅŸa edildiÄŸi bilınmiyor ancak yakın bir dönemde  tamir gördüğü tavan kaplamasında kullanılan betondan anlaşılmakta.  ’Roma Hamamı’ olarak adlandırılan bu yapının ÅŸu an ayakta olan kısmında Roma Dönemi’ne ait herhangi bir buluntu veya mimari kanıt ele geçmezken yakınlardaki Özbek Köyü’nde bir Geç Dönem Roma Villasi’nin mozaik taban kalıntılarının bulunuyor olması yine burasının Roma Dönemi’nde de kullanılmıs olabileceÄŸine dair dolaylı bir kanıt olarak düşünülebilir. Gülbahçe köyü kıyısındaki yaklaşık 5000 yıllık höyük ile çevredeki diÄŸer Helenistik ve Roma kalıntıları bölgenin en eski çaÄŸlardan beri tanınan ve kullanılan bir yer olabileceÄŸini akla getirmekte (kaynak İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü).Â
Ertesi sabah mükemmel kamp yerimizde uyandığımızda bizi mistik görüntüler bekliyordu. Hareketsiz deniz suyundan çıkan buharlar, arka fonda taÅŸ bir yapı, aynı renk gök ve deniz… Hemen kahvaltı soframızı kurduk ve 25 derece sıcaklıkta ÅŸubat ayının son pazar gününde Ege Denizi’nin kıyısında çok özel bir yerde olmanın tadını çıkardık. Gecenin ilerleyen saatlerinde bisikleti ile İzmir’den gelen Cihad da bizlere katıldı.
GüneÅŸli ve sıcacık pazar gününü maksimumda yaÅŸayabilmek için kamp malzemerini toplayıp yola çıktık. Önce İçmeler ve Torason üzerinden Özbek köyüne pedal çevirdik. Daracık yollardan ve meyve bahçelerinin arasından geçen bu  trafiÄŸin çok az olduÄŸu yol çok keyifliydi. Özbek köy meydanında çayımızı içip köylülerin doÄŸal ürünlerini sergiledikleri tezgahlarına göz attık. Daha sonra Özbek’in sahiline gittik ve İzmir’den günübirlik gelen baÅŸka bisikletli dostlarla karşılaÅŸtık.
Urla-İzmir anayoluna geri döndüğümüzde rüzgarında da arkamızdan esme avantajını kullarak hava kararmadan İzmir’e vardik.











Yolda olmak her zaman sürprizlere açýk olmak demektir, iyi yada kötü
, sevgimle.
Gizemli ve özel turlarinizda yazilarinizla ve resimlerinizle bizleri yaninizda götürdügünüz icin merci, grazie ve dankeschön!