Gezi: Yeni ve Eski Foça

16 Jan

Ocak ayının ikinci pazarı hava sıcaklığının 18 derece olacağını öğrenince hemen google map’in başına geçip günübirlik yapabileceğimiz bir rota seçtik. Toplu taşımı da kullanarak daha önce görmediğimiz yerleri keşfe karar verdik.

İzban’ın kuzey yönündeki son durağı Aliağa‘ya gitmek üzere sabah erken saatlerde yola çıktık. Aliağa’dan anayolu kullarak (kamyon trafiği yoğun ve çok sevimsiz bir yol) Yeni Foça‘ya pedal çevirdik. Boyoz ve çay ile ikini kahvaltımızı yaptıktan sonra trafiğin hemen hemen olmadığı yoldan  Eski Foça‘ya devam ettik. Foça’da öğle yemeğimizi yedikten ve ‘hayat ne güzel’ ya diyerek kahvelerimizi yudumladıktan sonra ara yollardan Bostanlı Feribot İskelesine geri döndük.

Toplamda 115 km yaptık. Yeni Foça-Eski Foça arasındaki 22 km’lik parkur iniş çıkışlarla dolu.  Foça’dan Bostanlı’ya kadar ise yol dümdüz. Şanslıydık çünkü şiddetli rüzgarlarla karşılaşmadık.

IMG_1070

İzban’la Aliağa’ya yolculuk

IMG_1078

IMG_1131

Eski Foça-Meydan

IMG_1130 IMG_1132

IMG_1089 IMG_1100 IMG_1104Feribot

aliaga-foca-bostanlı

Aliağa-Foça-Bostanlı

Gezi: İzmir Kuş Cenneti

16 Jan

2014′ün ilk günübirlik turunu İzmir Kuş Cenneti‘ne yaptık.

Kış günlerinin tembelliğinden sıyrılıp enfes bir yerde ruhunuzu dinlendirmek istiyorsanız Kuş Cenneti’ne gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Uzun zamandır bisiklete binmediyseniz ve yokuşlardan kaçınıyorsanız bu rota gerçekten ideal.

Bostanlı Vapur İskelesi’nden otomobillerle hiç temas bile etmek zorunda kalmadan bisiklet yolundan Sasalı’ya doğru devam ettik. Bisiklet yolu Çiğli’ye doğru genişliyor. Çoluk çocuk ailecek bisikletle gezinmek için uygun bir hal alıyor. Doğal Yaşam Parkına girmeden Kuş Cenneti tabelalarını izledik.

Kuş Cenneti’nin giriş kapısına kadar araçla gelinebiliyor. Ancak koruma alanını sadece yürüyerek veya bisikletle gezebilirsiniz. 3 farklı parkur renklerle işaretlenmiş ve kmleri belirtilmiş. Kafetaryada birşeyler atıştırıp  20 km’lik sarı renkli bisiklet ve yürüyüş parkuruna girdik.

Burası gerçekten kuşlar için bir cennet. 30 bin flamingonun hepsini gördüğümüzü düşünüyorum. Yol üzerindeki gözlem kulelerine tırmanıp bu keyifli parka  yukarıdan bakmayı da ihmal etmedik. Sağı ve solu denizle kaplı bu parkurda sessizlik için bir buçuk saat pedal çevirdik. Kuş cennetinden ayrıldıktn sonra yine bisiklet yolundan Bostanlı’ya geri döndük.

IMG_0968 IMG_0974 IMG_0979IMG_1054 IMG_0995 IMG_0998

kus cenneti3

IMG_1017

kus cenneti9

Kuş Cenneti Harita

Bostanlı-Kuş Cenneti Rota

Bostanlı-Kuş Cenneti Rota

bikenomics

28 Oct

İstanbul’lu bir tanıdığım ile karşılaştığımda konuşmamızın ilk 10 dakikası ne hava durumu ne piyasa ne de çoluk çocuk. Trafik. Nasıl ingilizlerin en sevdikleri ‘small talk’ konusu Londra’nın havasıysa İstanbul’daki konu da trafik sıkışıklığı. Yöneticilerimize sıkışık trafiği köprülerle, alt geçitlerle, üstgeçitlerle çözebileceklerine inandıran yol inşaat firmaları, lobilerini iyi kurmuşlarki karar veren konumundaki büyüklerimiz alternatifleri değerlendirme çalışması bile yapmıyorlar. Daha çok araç daha geniş şeritli yollar ve bu yolların birbirlerinden uzaklaştırdıkları insanlar. Şehirlerin içinden geçen 6 şeritli otobanlar ve karşıdan karşıya geçemeyen, geçmeye çalışırsa ölen yayalar..

Başka metropoller neler yapıyor acaba diye sanırım kendi kendine soran benim gibiler ise kendimiz çalıp kendimiz söylüyoruz. Ben monoloğuma devam edip Avrupa’dan bir kaç güzel  haberi paylaşmak istiyorum.

Alternatif ulaşım araçları ve özellikle bisikletli ulaşım artık üniversitelere ve uluslararası araştırma kuruluşlarına üzerinde çalışılacak bir konu olarak girdi.  Özellikle de yapılan yatırımın geri dönüşünü hesaplamak için. Bunun bir de ismi var: bikenomics.

Bisikletli ulaşıma yatırım yapmak artık bir harcama değil ancak toplum için ekonomik açıdan bir fayda olarak değer görmeye başladı. Örnekler?

  • New York’da, küçük esnaftan ve dükkanlardan alışveriş eden sayısı arttığı için ekonomi hareketlendi. Bisikletliler, özel aracıyla veya toplu taşıma araçları ile hareket edenlere oranla semtlerindeki dükkanlarda daha fazla para harcıyorlar ;
  • Belçika ve Fransa‘da, işverenler çalışanlarına evden işe gidip gelmeleri için şirket arabası yerine bisiklet sunuyorlar;
  • Danimarka, Hollanda ve Macaristan son yıllarda özellikle bisikletli ulaşımın hayat kalitesini arttırdığını kanıtlayan araştırmaların yapılması konusunda öncü oldular. 2012′de Danimarka  dünyanın en mutlu insanlarını barındıran ülkesi oldu;
  • Bisikletle kathedilen her km topluma 1 TL ekonomik kazanç sağlamaktadır.  Aynı yol otomobil ile gidildiğinde toplum km başına 10 kuruş zarar etmektedir;
  • Bisiklet kullanımı trafikteki yoğunluğu azalttığı gibi aynı zamanda hava kirliliğini de önlemektedir (yılda25 milyar euro);
  •  DHL’in kuryeleri Milano şehir merkezinde bir kaç haftadan beri bisikletle ile teslimat yapıyorlar
  • Bisiklet kullanan kişiler daha sağlıklı oldukları için bireysel sağlık harcamaları düştüğü gibi devletler sağlık hizmeti harcamalarında tasarruf etmektedir (Avrupa için bu yıllık 120 milyar eruo demek). European Cyclists’ Federation, Avrupa Birliği vatandaşlarının % 7,4′ünün bisiklet kullandığını ve toplamda yılda 94 milyar km yol yapıldığını bildiriyor.
  • Almanya heryıl ülkesine gelip tatil yapan bisikletlilerden 12 milyar euro kazanç elde ediyor.

«Bugün bisiklet cenneti olarak adlandırdığımız Hollanda bu haline bir günde gelmedi», 28 Ekim’de Milano’da yapılan Citytech kapsamında Bikecomics‘i organize eden Paolo Pinzuti altını çiziyor ve ekliyor «onlar 1973′de başladılar, biz ise daha yolun başındayız. Benim umudum var. Avrupa’nın motorlu taşıt sayısı en çok, hava kirliliği oranı ve trafikte ölüm oranı en yüksek ülkesi olarak şu anda bir dönüm noktasındayız. Kaynaklarımızın doğru kullanılması için yeniden yeni alternatifler geliştirmeliyiz. Bunlardan en kolayı da bisiklet. Yani otomobile odaklı yapılaşmanın tam tersi bir yaklaşım olmalı».

Bize çok benzeyen İtalya uyandı, bakalım Türkiye ne zaman uyanacak..

Çoruh Vadisi’nde Bisiklet

14 Oct

IMG_0389

MOVE Week (7-13 Ekim Hareketlilik Haftası) 2013 kapsamında Avrupa’nın bir çok ülkesinden  ‘Move Agents’ (hareketlilik haftası temsilcileri) fiziksel aktivitelerin yaygınlaşması amacıyla 43 ülkede 1880 şehirde fiziksel aktivite ve sporun insanlar üzerindeki olumlu etkisin tanıtma amaçlı etkinlikler etkinlik organize ettiler.

Tek ve net bir mesaj vardı: Herkes spor yapabilir.

Fiziksel aktivite yapmaktaki tek amaç dünya rekoru kırmak değildir. Bu etkinlikler ve tanıtım faaliyetleri ile vurgulanmak istenen günlük hayata fiziksel egsersizlerin adapta edilmesidir. Bu adaptasyon süreci vakit alır ve çevremizdeki şartlar ve insanlar ile yakından bağlantılıdır; hareketsiz ortamlarda yaşayan kişilerin oturdukları yerlerden kalkmaları için itici bir güce ihtiyaç vardır.

Hareketlilik haftası temsilcileri az hareket eden şehir insanı için ilham verici, basit, eğlenceli ve yaratıcı etkinlikler düzenlediler.Farklı paydaşlar tarafından tanıtım faaliyetleri ile okullarda, mahallelerde, belediyelerde ve iş yerlerinde güçlü bir etki oluşturma ve somutlaşan projeleri amaçladılar.

NowWeMove aynı zamanda fiziksel aktivite konusunda zayıf kalan vatandaşların olduğu ülkeleri hedeflemektedir. Bulgaristan, Avrupa Birliği’nin en az aktif olan nufüsü –Bulgarların sadece 13%’ü düzenli olarak fiziksel aktivite yapıyor- bu yıl hareketlilik haftasına 200 etkinlik ile katıldı. Bu etkinlikler arasında en önemlisi bir futbol turnuvası oldu. Gençlik dernekleri ve siyasi partilerin karşılaştığı futbol maçlarında anlamlı bir siyasi buluşma fiziki aktiviteyi desteklemek adına yapıldı.

NowWeMove kampayasının bir diğer hedefi ise fiziksel aktivite yapma fırsatı ve imkanı en az olan sosyal gruplar arasında bir köprü oluşturmaktır. Bedensel engelli kişiler için fiziksel egsersizi yaygınlaştırmak için Malta’da “Tekerlekli Sandalyede Rugby” ve “Tekerlekli Sandalyede Hendbol ve Basketbol” gibi etkinlikler Arnavutluk’ta ise aidiyet hissi ve sosyalleşme adına “Engelsiz Hareket Ediyoruz” etkinlikleri yapıldı.

Yine benzer olarak, yaşlı insanların eksersiz yapmaya uygun olmadıkları düşünülmektedir. Bu algı yaşlılar için hem fiziksel hem de ruhsal zararlara yol açmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, yaşlıların spor yapmasının 65 yaş üstünde felç ve kalp-damar yolları hastalıklarının önlenmesi için çok etkin olduğunu belirtiyor. Daha da önemlisi, spor yaşlılar için yaratıcı bir meşguliyet, hayat kalitelerini yükseltmek için ucuz ve doğal bir araçtır. İtalya’da, düzenlenen “Yaşlılar ve Hareket” emeklilere nasıl sağlıklı ve aktif olabileceklerini öğretirken İspanya’da yaşlılar için Zumba kursları verildi.

Aynı zamanda, kırsal bölgelerdeki sosyal anlamda dezavantajlı gruplar için fiziksel aktivite etkinlikleri düzenlendi. İtalya’da “yanımızdakinden öğrenelim” ile genç göçmenler sosyal anlamda dezavantajlı italyanlarla takım olarak çalışıp fiziksel aktivite etkinlikleri organizasyonu yaptılar. İngiltere ise başka bir başarılı proje ile sosyalleşmeyi ve hareketliliği bir arada barındıran “sokak oyunları” konseptini geliştirdi.

Tüm bu etkinlikler arasında en çok tercih edilen bisiklet oldu. Bisiklete binmek bir hayat tarzı, ucuz ve sürdürülebilir ulaşım aracı ve günlük aktif yaşamın bir parçası olarak tanıtıldı. Belçika’da işe bisikletle gitme projesi, Portekiz’de en nemli turistik yerlerde yapılan 7 günlük bisiklet turu, Bulgaristan’da ve Romanya’da ise ücretsiz bisiklet sürüş eğitimleri verildi. İzlanda,İtalya, Türkiye, Slovakya ve Malta’da bisiklet etkinlikleri yapıldı.

Uzundere Köylere Hizmet Götürme Birliği, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) desteğiyle MOVE Week 2013 kapsamında Çoruh Vadisinde Bisikletli Yaşam üzerine 12-13 Ekim tarihlerinde 2 günlük bir çalıştay ve bisiklet turu gerçekleştirdi. Ben de bu etkinlige davet edildim ve çok güzel bir etkinliğin içinde aktif olarak yer aldım.

Uzundere ismini son yıllarda bilinçli alternatif turizm çalışmalarıyla duyurmaktadır. Bölge doğa sporları ve kırsal turizm için çok elverişli. Ev pansiyonlarda konaklama, yöresel yemeklerin sunulduğu tesisler, dağcılık, rafting veya bisiklet turları için gelen ziyaretçilere rengarenk bir tatil imkanı veriyor. Yöre insanı bu onuda bilinçlendirilmiş ve ‘gelecek turizmde’ sloganı ile herkes üzerine düşeni fazlasıyla yapmakta.

IMG_0397

IMG_0401

Etkinlikte yurtiçi ve yurtdışından farklı dernek, topluluk ve platformlardan katılımcılar vardı. Avusturya Hareketlilik Araştırmaları Merkezi’nden Julia’nın sunumunu hayranlıkla dinledik. Julia söze ‘Avusturya bundan kısa bir sure öncesine kadar Türkiye’den farklı değildi’ diyerek başladı. Bisiklet ve yaya yolları için altyapının tek başına insanları işe okula alışverişe giderken pedal çevirmeye ikna etmediğini çok iyi planlanmış iletişim ve tanıtım faaliyetlerinin altyapı çalışmaları ile elele yürümesi gerektiğinden bahsetti. Otomobil bağımlılığından kurtulmak için ise vergilerin, park yeri ücretlerinin arttırılmasınin işe yaradığını ancak yine de en ucuz ve kolay çözümün kentlerdeki hız limitlerinin (30km/h) düşürülmesi olduğunu belirtti. Avrupa kentlerinde hız limitlerin düşürülmesi için bir süredir çok etkin çalışmalar yapılmakta. Berlin’deki yolların %80’’nde saatte 30 km limiti uygulanmakta.

Romanya’dan Mircea ise bisiklet turizmi için yaptıkları rota, websitesi ve tanıtım çalışmalarını anlattı. Tamamı gönüllülerden oluşan gruplar, şehir dışındaki trafiğin az olduğu yollarda işaretlemeler yaparak ücretsiz bisiklet turları ve festivalleri düzenleyerek daha fazla kişinin ilgisini çekmeyi başarmışlar. Bugün hazırladıkları tur rotalarından hem yerli hem de yabancı turistler faydalanmakta.

IMG_0511

IMG_0528

IMG_0538

IMG_0507

IMG_0529

Bursa, Edirne, Malatya, Karadeniz Ereğlisi, Marmaris, Muğla, Erzurum, İstanbul ve İzmir’den gelen katılımcılar kentlerinde ve bölgelerinde yaptıkları çalışmaları aktarma fırsatı buldular. Tecrübelerin paylaşıldığı bu etkinlik çok umut vericiydi. Türkiye’de yerel ve ulusal yönetimden beklemeden bireysel inisiyatifleri ile doğru olanı yapmak için çalışan ve emek veren bir çok arkaşımızla tanışmak çok güzeldi.

Hareketlilik haftasında yeni fikirler için sınır yok. Değişim adım adım gerçekleşir. Neden adımlardan birini atıp kentimizde bir proje üretip Hareketlilik Haftası 2014 için sunmayalım?

Başvuru için: http://nowwemove.com/

süslü kadınlar bisiklet sever

22 Sep

Bugün İzmir’de yapılan egzos kokusu yerine parfüm kokusu temalı etkinlik şahaneydi.

işte bir kaç kare:

IMG_0243 IMG_0244 IMG_0247 IMG_0249 IMG_0250 IMG_0251 IMG_0253 IMG_0267 IMG_0271 IMG_0273 IMG_0275 IMG_0276 IMG_0277 IMG_0284 IMG_0287 IMG_0291 IMG_0294 IMG_0301 IMG_0314

Kentlerin otomobillere göre şekillenmesi, otomobil kullanımının hızla artarak yaya ve toplu taşıma araçlarının gözardı edilmesiyle 1994′de İspanya’daki konferansta temeli atılan “Otomobilsiz Gün” etkinliği, 1998′de Fransa’da başlatılan “Kentte Arabamsız” kampanyası ile destek gördü. 2 yıl sonra ise Avrupa Komisyonu, 22 Eylül‘ü “insanlara daha az otomobille de ulaşımın sağlanabileceğini göstermek” adına “Dünya Otomobilsiz Kentler Günü” olarak kutlamaya başladı.

Gezi & Kamp: Sisam

11 Aug

Neye niyet, neye kısmet.

Midilli adasına nasıl gitsek, feribota yetişir miyiz, nasıl eve sorunsuz döneriz acaba derken bayramın birinci günü kendimizi ve bisikletlerimizi Kuşadası- Sisam feribotunda bulduk ve bayram tatili bize muhteşem bir bisiklet turu oldu.

Sabah saat 9:00′da tıka basa dolu feribota binerken bisikletlerimiz çok ilgi gördü ve en güzel yer bize verildi. Vathy Limanı’na vardığımızda ne yazıkki ayrıcalıklı muamele son buldu ve yüzlerce kişilik kuyruğun sonunu bekledikten sonra pasaport ve gümrük kontrollerini tamamlayıp adaya ayak bastık.

Kusadasi-Sisam Feribotu

Kusadaşı-Sisam Feribotu

Vathy‘de hiç oyalanmadan Kokkari’ye doğru pedal çevirdik. Vathy-Kokkari arası 10 km ve yol çok keyifli. Eskiden mütevazi bir balıkçı kasabası olan Kokkari Alman turistlerin adayı keşfiyle sayısız otel restoran ve bara kavuşmuş. Otel isimlerinden ve restoranların menülerinden bu kasabanın alman turistlerin egemenliğinde olduğu anlaşılıyor. Deniz kenarında bir barda atıştırırken plajın büyüsüne kapıldık ve öğle saatlerini denize girerek geçirdik.

IMG_0121

Vathy sokakları

IMG_0064

Vathy’den ayrılıyoruz

IMG_0071

Kokkari Plaj

Kokkari-Karlovassi arasi

Kokkari-Karlovassi arası

Karlovassi, Agios Nikolaos

Karlovassi, Agios Nikolaos

Güneşin etkisi birazcık azaldığında tekrar bisikletlere atlayıp Karlovassi‘ne doğru yol almaya başladık. Yolun sağ tarafında gördüğümüz Lemonakia, Tsamadou, Tsambou kumsalları kartpostal gibiler. Dik ve yeşil yamaçlar pırıl pırıl yeşil sularla buluşuyor. Kerkis ve Ksrvounes Dağlarının arasındaki vadiye kurulmuş olan Karlovassi’ye vardığımızda bizi Agias Nikolas karşılıyor. Vakit kaybetmeden bir an önce  çadır kamping hakkında bilgi almak üzere turizm danışma bürosu aradık. Ancak kapalı olduğunu öğrendik. Yolda kamping sorduğumuz insanlar ise Karlovassi’nde kampig olmadığını yinelediler. Bir süre ısrarla sormaya devam ettik ve en son adada tek bir kamping bile olmadığını öğrenince çok şaşırdık. Karlovassi’nde çadır kuracak sakin bir spot bulamayınca 3 km ilerdeki ünlü Potami plajına gitmeye karar verdik.  Potami’de kumsalda Hippies adında bir bar var. Sahibi Niki bizimle çok ilgilendi. Barın gün batımından sonra kapandığını ve ortalığın sessiz ve güvenli olduğunu söyledi. ‘Çadırı elbette  bahçedeki çimlerin üzerine kurabilirsiniz ama sivrisineklerden kendinizi koruyun’ dedikten sonra bize bir sürahi soğuk beyaz şarap ikram etti. Nikki’nin ailesi Seferihisar ve Urla’dan gelmişler adaya. Türkiye’den geldiğimizi duyunca bize elinden gelen yardımı yaptı. Barı kapatırken internet wifi şifresini de verip veda etti.

Potami’de 3 tane lokanta ve bir tane bar var. Yemek yedikten sonra kumsalda oturmak istedik ama sivrisinekler gerçekten bizi diri diri yemek üzereyken vazgeçip erkenden çadırımıza kaçtık.

Potami-Hippies Bar yanindaki cadir yerimiz

Potami-Hippies Bar yanındaki çadır yerimiz

Potami Plaji

Potami Plajı

Ertesi sabah ilk rotamız Potami Şelalesinin keşfi için bir patika. Aslında 3 kmlik bir yürüyüş parkuru. Biz bisikletle gitmek konusunda ısrarlı olunca bir çok yerde bisikletleri itmek ve taşımak durumunda kaldık. Derenin kenarından eski manastır ve venedik kalesi harebelerini geçip ahşap derme çatma köprücükleri aşarak sonunda şelalenin tabelasına ulaştık. Tabelasına diyorum çünkü kendisini çok aradık ama bulamadık… Bir süre sonra bir aile geldi ve onlara şelelayi sorduk. Orta yaşlı bayan inanılmaz akıcı bir ingilizce ile bize cevap verdi ve sular yükseldiği için kanyona girip şelaleyi görmenin zor olacağını söyledi. Bu tatlı bayana nereli olduğunu sorduğumuzda aslında adada doğduğunu ama altmışlı yıllarda çalışmak için Kanada’ya göç ettiğini ve hala orada yaşadığını anlattı.

IMG_0081

Potami Şelalesi patikası

Aynı patikadan anayola geri dönüp günün ikinci macerasına başlıyoruz. Biz anayolları değil de yan yolları seviyoruz ya, haritadan anayola alternatif köy yoluna girdik. Yol sadece bir araç geçecek genişlikte bir tarafı uçurum, diğer tarafı ise orman. Beş kilometrelik dik bir tırmanışın ardından Lekka’ya ulaştık. İlk gördüğümüz cafeye girip hemen yiyeycek birşeyler istedik. Cafenin sahibi yaşlı çift etrafımızda pervane oldular (tek müşterileri bizdik). İkisi de çok iyi ingilizce konuşuyorlardı. Önce onlar bize nereli olduğumuzu sordular sonra da cesaret bulup biz onlara sorduk. Sabah duyduğumuz hikayenin bir kopyası daha. Çift aslında adalı ama altmışlı yıllarda iş olmadığı için önce Avustralya’ya gitmişler çalışmak için sonra da Amerika’ya. Bir süre önce de emekli olup memlekete dönmüşler. ”1960′larda Sisam’da hayat çok zordu. Türkiye gibi değildi. Hiçbir şey yoktu. Gençlerin hepsi çalışmak için dışarı göç ettiler” diye uzun uzun anlattı yaşlı amca.

Pinar pale eoliche

Kuzeyden güneye geçerken

pinar watch samos mountain

Pyrgos

IMG_0099

sonunda iniş başladı

Lekka‘nın balkonundan Karlovassi’ye bakıp kestane ormanları arasına saklanmış Kastania’ya geçtik. Elimizdeki GPS’in yardımıyla anayola ulaştık ve rüzgar enerjisi tribünlerinin arasından geçen yolun en yüksek kısmına ulaştık. Adanın hem kuzey hem de güney denizi görebildiğimiz bu noktaya bayıldık. Beşer onar km aralıklarla kurulu köylerden rahatlıla yiyecek ve içecek bulunabildiğini görünce zaten sıcaktan 10 dakikada ısınan suları çok depolamamaya karar verdik. Dondurma molasından sonra 400 mt rakımlı ve iki tepenin üzerine kurulu Pyrgos‘a vardık. Pyrgos kendini fotoğraflatan bir yerleşim. Oraya buraya serpilmiş kilise kubbeleri ve kuleleri, bakımlı evleri ve balkonları ile ‘gel gel bir tane daha fotoğraf çek’ der gibiydi.

Bal kovanları, çam ormanları, zeytin bahçeleri ve yol boyu sağlı sollu böğürtlenleri hızla geçiyoruz çünkü artık iniş başladı. Arada denizin ve köylerin fotoğraflarını çekmek için kısacık durduk ve sonunda Potokaki plajında günü sonlandırmaya karar verdik. Adanın tek düzlük yerinde havaalanı var ve hemen paralelinde ise bu uzun ve güzel kumsal. Yorgunluğumuzu denizin serin sularına bırakıp yemek için deniz kenarında bir otelin restoranını tercih ettik. Ben değişik zeytinyağlıları denerken Paolo ise ahtapot salatısının tadını çıkardı. Samos’un ünlü beyaz şarabından biraz fazla kaçırınca uzun uzun çadır yeri aramaktansa (kamping yok)  plaja çok yakın bir yerde ağaçların altına çadırı kurduk.

Sabahın ilk saatlerinde Pythagorion‘a doğru pedal çevirdik. Kahvaltımızı bir cafede kahve ve kruvasan ile yaptık. Pythagorion 5000 yıllık bir tarihe sahip. Bundan elli yıl öncesine kadar ismi Tigani.  Pythagoras’ın onuruna şehrin ismi bu şekilde değiştirilmiş ve bugün şehir farklı milletlerden bir çok turisti ağırlıyor. Havaalanına yakın plajları, muhteşem otelleri ve restoranları, akşamları canlı konserler ve festivalleri ile adanın en ünlü şehri. Türkler de bu şehri çok seviyor. Ailecek tatillerini burada yapan bir çok kişiyle karşılaştık. Limandan diğer yunan adalarına düzenli olarak feribot seferleri var.

pythagorion liman

Pythagorion liman

pythagorion

Pythagorion

Pythagorion-Vathy arası 12 km. 9 kilometrelik eğimli bir tırmanış sonrası şehre kuşbakışı bakan bir yamaçtan manzaranın tadını çıkararak neredeyse uçarak indik. Vathy’de kısa bir şehir turu ve atıştırma sonrası Kuşadası feribotuna binmek üzere limana geçtik. Turun bundan sonrası gerçekte çok sıkıcıydı. Bayram nedeniyle aşırı yoğunluk olması Sisam pasaport kontrol noktasını pek ilgilendirmiyor. Bir kişilik kapasiteyi iki kişiye çıkarmışlar ama normalde tek gemilik seferler üçe katlayınca limanda iki saatten fazla bekledik. Kuşadasına gelince de aynı kuyruğu çektik. Otogara gittiğimizde sadece üç saat sonra kalkan otobüste yer olduğunu öğrendik ve uzun saatler bekleyişten sonra gece evimize ulaştık.

turun detaylari

2 gün’de 120 km ve biraz da tırmanış

yaya ve bisiklet yollarına sahip çık

30 Jun

Yaya ve bisiklet yolları otomobiller, masalar, seyyar satıcılar, çöp kutuları, oturma bankları, levhalar, direkler vb tarafından işgal edilirken sürüdürülebilir bir ulaşımdan bahsetmek mümkün mü?

Bisiklet yolundan bisikletle gidemiyorsam, yaya olarak kaldırımda kendime yer bulamıyorsam, sokaklarda otomobiller tarafından taciz edilmekten başka çarem kalmıyor. Peki benim can güvenliğimi sağlamakla yükümlü belediyem neden benim hayatımı kolaylaştırmak yerine beni tehlikeye atıyor?

bisiklet_yolu

yayalar nederen yürüyecek?

Sevgili Belediye Başkanım,

size İzmir’de yaşadığımız bir sorundan bahsetmek istiyorum.  İzmir’de yayaların en fazla ihtiyaç duyduğu ve kullandığı güzergahlardan bir tanesi: Konak Pier  ile Pasaport Vapur İskelesi arasında kalan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bisiklet yolu olarak belirlenen alan yayalar tarafından yaya yolu alarak kullanılıyor. Çünkü yaya yolu olarak belirlenen alan esnaf tarafından masalar konularak işgal edilmiş durumda. Zaten yetersiz bir alan olan yaya yolunun esnaf  tarafından işgaliyle yayalar ve bisiklet kullanıcıları mağdur durumuna düşürülmüştür. Belediyeden yaya ve bisiklet kullanıcıları olarak talebimiz bisiklet yollarının taşıt yolları üzerinde düzenlenmesidir. Çünkü bisiklet bir ulaşım aracıdır ve bu şekilde trafiğin de bir parçasıdır. Benim bisiklet ulaşımımı sağlamam aynı zamanda yollarda bir otomobilin eksik olmasıdır. Dolayısıyla araç trafiğindeki yoğunluğun azalması demektir. Bisikletli ulaşımın teşvik edilmesi, araç trafiğinde rahatlama demektir. Var olan bisiklet yollarının uygun işaretlemelerle yaya ve taşıt yollarından ayrılarak bisiklet sürüşüne imkan verecek duruma getirilmesi gerekmektedir. 

Ben sadece bir bisikletli değil aynı zamanda bir yayayım. yaya ve bisikletli olarak imza kampanyasına destek veriyorum. Lütfen sen de imza at.

Fotograf: Burcak Semerci

Fotograf: Burcak Semerci

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 150 other followers