iki doktor bir ortak hayalin peşinden

22 May

alıp başlarını gittiler. Aslında bisikletlerini alıp gittiler. Sema ve İlker gelecek vaadeden, toplum tarafından kabul görmüş hayatlarını sonlandırıp, toplumun akıl sır erdiremediği birşey yapmak üzere  arabalarını ve eşyalarını satıp bisikletlerini de alıp gittiler.

Sema ve İlker, bir bisiklet festivali sırasında tanıştıklarında eminim akıllarına bir gün Amerika kıtasını boydan boya pedallayacakları gelmezdi.  İkisi de doktor. İkisi de zorunlu hizmetlerini evlerinden ailelerinden çok uzak yerlerde yapmışlar ve kimse onlara fikirlerini veya bunu isteyip istemediklerini sormamış. 2011 yılında İzmir’deki düğünlerine bisikletleri ile gitmişler. İlker, “Sema’nın ikinci bir uzmanlığı olduğu için yine zorunlu hizmete gitmemiz gerekiyo,seçimlerimizi kendimiz yapamadan oradan oraya savruluyoruz” diyor. Bu tura çıkma kararını almalarının nedeni ise yeni görevlerine başlamadan önce  insiyatifi ele alıp ‘ hayallerine zaman ayırmak’ istemeleri.

Sema ve Ilker

Izmir 2011 , Sema & Ilker

Londra 2013, Sema & Ilker

Londra 2013, Sema & Ilker

Bizlere bu ‘gitme’ cesaretini veren bisikletin bağımsızlığın sembolü ve özgür ruhlu oluşu olmalı. Bu hikayenin bir başka versiyonunu yaşadık ve sonuç: pozitif.

Sema ve İlker, altı aydır Londra’dalar ve hergün sabah kalkıp ingilizcelerini geliştirmek için dil okuluna  gidiyorlar.   Sema’nın 15 yaşından beri aklından çıkmayan dünyayı görme hayalini gerçekleştirmek üzere ve İlker’in gideceği yere kendisinin karar vereceği bu uzun yolculuğa  çıkmaya hazırlar.

Sema ve İlker ”Biz hayallerimizin peşine düştük, siz de bizimle gelirseniz daha mutlu oluruz” diyorlar. Panamerika rotasında Alaska’dan Ushuaia’ya onlara eşlik etmek isteyenler websitelerinden Sema ve İlker’i takip edebilirler www.bisikletbu.com

4 Haziran 15 Ağustos arası Edinburgh’dan başlayıp 2 ayda boyunca İngiltere ve İskoçya‘da turlayacaklar. Hemen ardından Seattle’a uçup Panamerican Highway‘de pedal çevirmeye başlayacaklar.

Sema ve İlker, şu anda sponsor arayışı içindeler. ‘Hayallerinin peşinden koşan insanlar’ için tavsiyesi, bütçesi veya yardımı olabileceklerin bu tatlı çift ile bisikletbu facebook sayfası üzerinde nbağlantıya geçmelerini öneriyorum.

sevgili dostlar, rüzgarınız hep arkanızdan olsun.

Euro-Velo Ege’den geçse

20 May

Bence ekonomik krizin gezegenimize büyük bir faydası oldu. Tasarrufun hayatın bir parçası haline gelmesi ile yani kaynak tüketiminde bilinç oluşması dolayısıyla harcamaların artık çok daha seçici yapıl,akta. Ben madem tasarruf etmek istiyorum o zaman harcamalarımı azaltmalıyım ve ihtiyaçlarımı karşılarken daha az ama daha uzun ömürlü tercihler yapmalıyım. Ayakkabı alırken, üç çift  uyduruk değil de, bir çift her koşula uygun dayanıklı ayakkabı seçerim.  Sağlıklı beslenmeyi önceliklerim arasına alır ve hasta olmamanın yollarını ararım. Aynı şekilde tatil seçeneklerimi de bu yönde oluştururum. Yolculuk masrafı minumumda olacak, maksimumda yaşanacak,yeni  yerler görülecek, yeni şeyler hissedilecek ve tadılacak bir tatil için araştırmalara başlarım.

Biz bisikletli tatillerimize Almanya’da yaşarken başladık. Önce ödünç aldığımız kamp malzemeleri ile haftasonları şehri çevreleyen ormanlara ve göl kenarlarına kısa turlar yaptık. Sonra gözümüzü başka şehirlere çevirdik. Trenle biraz daha uzaklara gidip  oralarda turlar yapmaya başladık. Kendimizi bir haftalık bir tur için hazır hissettiğimizde ise neredeyse tamamı bisiklet yollarından oluşan Bodensee-Königssee parkurunda pedalladık. 418 km boyunca yoldaki her köyde durduk, fotoğraf çektik, içme suyu tedarik ettik, marketten alışveriş yaptık, cafelerden birinde mutlaka birşeyler yedik içtik, iki-üç odalı pansiyonlarda konakladık.

Izlanda

Izlanda

İnternetten veya bisiklet haritalarından faydalanarak bu şekilde Avrupa’da bir çok tur yaptık. Bizim gibi turlar yapan yüzlerce aileyle tanıştık. Özellikle küçük çocukları ailelerin kendi bölgelerinde bisikletli tatil yaptıklarını gördük. Evden çoook uzaklara gitmeden, otomobil trafiğinden uzak, yaşadıkları coğrafyayı tanıyabildikleri turlar.

Biraz daha uzun yol yapmak isteyenler, nehir kenarlarını izleyen Fransa’daki Loire Vadisi bisiklet yolunu veya Tuna nehrini izleyen dokuz ülkeyi kapsayan dünyaca ünlü Danube Bike Path’i seçiyorlar. Bunları da yaptıktan sonra artık macera istiyorlar ve gözlerini Türkiye’ye çeviriyorlar. Planlanan rotaların başlangıç veya son noktaları İstanbul olmaya başlar. Eve dönünce de binlerce fotoğraf arasından en güzelleri seçilir, önce facebookta sonra instagramda ve varsa kişisel blogta ve websayfasında yayınlanır hikayeler ballandırarak anlatılır.

trentobike bisiklet turları portalına hızlıca bir göz gezdirirsek eğer Türkiye’de tur yapmış bisikletçilerin ülkemizden çok güzel hikayeler paylaşmış olduğunu görürüz. Aslında hepsi yoğun trafikten, otomobillerin hız limitlerine uymamasından mutlaka bahseder ama diğer ülkelerden farklı olarak ilk kez ülke insanına yaklaşma fırsatı buldukları, evlere gece kalmaya davet edildikleri, mutlaka çay içmeden ayrılamayacakları dükkanları da Türkiye’de bulduklarını yazarlar.

Arkeolojik alanlar, doğal güzellikler ve geleneksel köylerin zenginliği ile turizm potensiyalimizi kullanamadığımızdan yakınırız. Tanımış bir bisiklet ağı ülkemizi kapsarsa, köylerimizi, kültürümüzü, yemeklerimizi en çok da kendimizi tanıtma fırsatımız olacak. Çünkü bisiklet ile hareket yavaş bir hareket şeklidir ve bisikletli geçtiği heryeri doyasıya sindirecek, tanıyacak anlayacak imkana sahiptir.

avrupa bisiklet rotalari

avrupa bisiklet rotalari

eurovelo-banner-295x196Avrupa bisiklet rotaları ağı, EuroVelo, Avrupa Birliği Turizm ve Ulaştırma Komitesi tarafından desteklenen Sürdürülebilir Turizm projesi olarak tanımlanıyor. Bu  ağ 1.320 ile 10.400 km arasında 14 adet uzun yol bisiklet rotasını kapsıyor. Köyleri, şehirleri, ülkeleri birbirine bağlayarak, rotada yer alan yerleşim bölgelerinin yüksek nitelikli tanınırlık, prestij ve sosyo ekonomik yapılarına destek sağlıyor. Rotanın toplam uzunluğu 70.000 km’den fazla.

Türkiye Koordinatörlüğü 2011 yılında ECF resmi görevlendirmesi ile ENVERÇEVKO tarafından sürdürülüyor. Bölgesel, ulusal ve uluslararası lobi çalışmaları, kalkınma kurul toplantıları, proje öncelikleri belirlenmesi danışma kurulları vb. ile resmi toplantılarda resmi bilgilendirmelerle farkındalık yaratılarak yaygınlaştırılma çalıştırmaları yapılıyor. Avrupa’da yapılan 3 milyar günlük turun en az yüzde 10′unun bu rota üzerinden Türkiye geçişi yapacağını belirten  ENVERÇEVKO başkanı Feridun Ekmekçi, güzergah üzerinde bisiklet turları için bir cazibe merkezi oluşturulması gerektiğini söylüyor. Feridun Ekmekçi, “Bunun için bisiklet taşımacılığının kolaylaştırılması, bisiklet dostu otel ve işletmelerin oluşması, kamp yapmak isteyen bisikletçilere orman tarafından izin verilmesi gerekiyor. Bütün bunlar için çalışmalarımız devam ediyor“ diyor.

Eurovelo farkındalık çalışmalarını yürütmek, servis sağlayıcı ağları oluşturmak,yerel ulaşım bağlantılarını oluşturmak, izleme ve değerlendirme yapmak üzere Valilik, Belediyeler, Bölgesel Kalkınma Ajansları, İl Turizm Müdürlükleri, İl Spor Müdürlükleri, Ticaret Odaları‘na bu konuda büyük iş düşüyor.

bisikletimin ekonomiye katkısı

15 May

”Sokaklar, bisikletliler (ve yayalar) için güvenli hale gelince, mahalle arasındaki ve şehir merkezindeki küçük dükkanların satışlarında patlama yaşandı.” New York’ta yapılan bu araştırmaya göre  yapımı tamamlanan bisiklet yolları sayesinde, mağaza ve dükkanların satışları %50 arttı. Bu demektirki, sokaklar yaşanabilir hale geldiğinde , küçük işletmeler de yayalar ve bisikletliler kadar bundan faydalanabilecekler.

New York Ulaştırma Departmanı’nın yaptığı bu araştırmaya göre, ABD’de ilk yoldan ayrı yapılan bisiklet yolları icin yapılan değerlendirmelere göre trafik kazalarındaki yaralanmalarda  %48 azalma, magaza ve dükkanların satışlarında ise %49 artış yaşanmış. Otoparkların, ortak kullanım alanlarına dönüştürülmesi ile kurulan pazarlara talep artarken bu alanlarda ayda en az iki defa sosyal etkinlik düzenlenmiş. Cafelerin önünde otomobiller park etmediğinden dolayı masalar yerleştirilmiş ve müşteri sayısında artış sağlanmış.

Otomobil kullanan bir kişi yoldan geçerken aklına gelen veya gördüğünde beğendiği birşeye ulaşmak için öncelikle uygun bir park yeri aramak, park yeri bulduğunda ücret ödemek ve ulaşmak istediği ürünün olduğu yere yürümek zorundadır. Çoğunlukla, park yeri bulmak imkansızdır ve bu yüzden durmaz ve yola devam ederler (şehir dışına taşınan alışveriş merkezlerinin, spor salonlarının, dinlenme alanlarının, kültür merkezlerinin başlıca nedeni işte bu otomobil bağımlılarına park yeri sağlayabilmektir). Oysaki, bisiklet ile veya yürüyerek önünden geçtiği bir dükkana kişinin girip istediği şeye ulaşması an meselesidir.

sokakta hayat var

New York

New York

New York

Ben, bir buçuk yıldır ihtiyaçlarımı mahallemdeki dükkanlardan karşılıyorum. Alışverişe giderken evden bez torbalarımla çıkıyorum (el çantamın içinde hep bir tane yedek bulunduruyorum), bakkalıma hal hatır soruyorum, mandıradan marka ve reklam parasının etikete yansımadığı bu çevrenin peynir ve sütünü alıyorum, aynı renk ve şekilde olmayan hepsi plastik bir kutuya sıkıştırılmış meyveler yerine manavdan taze sebze ve meyvemi kendi ellerimle seçiyorum sonra fırına uğranıp günlük taze ekmeğimi alıyorum. Sokağımdaki kuaföre gidiyorum, hemen yanındaki terziye kıyafetlerimi bırakıp, bir cafe‘de arkadaşımla kahve içiyorum. Akşam konsere, sinemaya veya arkadaş buluşmasına bisikletle veya yürüyerek gidiyorum.

Alışveriş yapmak için ne benzin yakmama gerek var ne de parkyeri parası ödememe. Büyük süpermarketlerin suni havasını soluyarak ve bir ton elektrik yüklenerek rafları arasında ihtiyacım bile olmayan şeyleri almak yerine esnafıma beş kuruş daha fazla ödeyerek tüm trafik, kalabalık ve stresten kurtuluyorum. Mahallemde esnaf olmazsa, burada hayat biter. O zaman gerçekten apartmanın kapısının önünden arabaya binip, supermarketin kapısının önünde inerek yaşanan bir hayat başlar.

Sağlıklı bir yaşam, hava kirliliğine karşı önlem, obezite için çözüm diyerek bisiklet yolları yaptıramıyoruz, belki daha fazla satış ve ekonomik kalkınma dersek birşeyler olur. Bizim bisikletliler olarak lobimiz güçlü değil, esnaf ve ticaret odaları bu konuda lobicilik yapabilirler.

Bir arkadaşımızin barı var, severek gittiğimiz biryer. Şehir merkezinde ve sokak arasında araç park etmenin yasak olduğu bir yerde. Barın önüne bizler içkilerimizi koyabilelim diye masalar çıkarıyor. Zabıta ise gelip ona masalar ile sokağı işgal ettiği için ceza yazıyor. Masaları koymadığında ise arabalar gelip park ediyorlar, ancak araç sahiplerine ceza kesilmiyor.   Park etmiş araçların insanların bulunduğu sosyal alanları işgal etmesini istemiyorum. Kaldırım olmadığı için yoldan yürümek ve otomobil şoförları tarafından taciz edilmekten bıktım. Ben insan (motorlu taşıt değil) odaklı bir ulaşım ve imar planı olan bir şehirde yaşamak istiyorum. Biz özümüzde , otomobilli değil, bir yayayız.

Otomobiller şehirlerde rahatça gezsin diye devlet kaynakları ile yapılan otoyollar, altgeçit, battı çıktı, üstgeçitler, şehri yayalar için yaşanmaz bir hale getirdi. Şimdi sıra, yapılan yanlışı kabul etmekte ve şehirleri otomobillerden temizlemekte. Yeni bir kentsel ulaşım planı yapılmalı ve uygulanmalı: İyi bir toplu taşıma sistemi, bisiklet ve yaya yolları ile otomobil kullanıcılarının ulaşım alışkanlıkları değiştirilmeli. Bakınız Londra, Paris, Münih, Viyana…

Milano, 4 Mayıs

6 May

Aslında ben yeniye çok hızlı adapte olan, öğrenmenin ve tanımanın keyfini çıkaran biriyim. Ancak eskiden yaşamış olduğum yerlerde tadı damağımda kalmış ve yerini dolduramadığım iki şey var:  eko-organik dükkanlar (aslında beyaz çay, vejetaryen sosis, soyaburger) ve panzerotto (bir çeşit mozzarellapeynirli ve domatesli pişi) .  Geçen hafta, işte o eski tatları yeniden almak için önce Almanya‘ya sonra da İtalya‘ya gittim. Yedigim ictiğim bana kalsın, ben size biraz bisiklet izlenimlerimden bahsedeyim.

Alman dostlarım Tanja ve Uli Almanya’nın güneyinde küçücük bir yerleşim yerinde oturmayı tercih eden, yılda sekiz hafta kadar tatilleri olan, bu tatillerin tamamını dünyanın en ücra köşelerini bisikletle gezerek geçiren,  çöplerini özenle ayıran, marketten sadece menşei Almanya olan sebzeleri satın alan,  kışın evlerini tshirt giyecek kadar ısıtmayan, üç yaşındaki kızları Emma’yı en soğuk günde bile alışveriş merkezine değil de göl kenarına yürüyüşe götüren bir çüft. Arkadaşlarımın evine doğru trenle yol alırken tren yoluna paralel bisiklet yollarında yaş ortalaması yüksek çiftler gördüm. Daha sonra öğrendim ki, Alman aileler hem karbon izi bırakmamak hem de daha ekonomik tatiller yapmak için ülkelerindeki bisiklet yollarında pedal çevirip spor yaparak tatile öncelik vermeye başlamışlar. Yerel yönetimler ve bisiklet klüpleri hazırladıkları topografik haritaları, farklı rotaların detaylarını, kalınacak ve görülecek yerlerin yazılı olduğu materiyali ücretsiz olarak çoktan temin edip herkesin ulaşabileceği yerlere bırakmış.

Almanya'da bisiklet yolları

Almanya’daki bisiklet yollarından bir örnek

Tanja ile dışarı çıktığımızda Emma’da pedalsız denge bisikletini aldı. Sokaklarda yürürken arabaların saatte 30 km hız limitini aşmadıklarını, yanımızdan geçerken ise iyice dikkatli davrandıklarını gördüm. Tanja bir kez bile ‘Emma dikkat et, yola çıkma, araba geliyor, araba çarpar bak’  demedi. Demesine gerek yoktu. Yollarda arabadan korkmadan yürünebiliyor. Otomobilde düreksiyon başındakiler sanki ‘yanlış yaptıklarını biliyor ve bu yüzden yayalara olabildiğince az rahatsızlık vermek istiyorlar’.

Uli, öğretmen ve çalıştığı okula gidip gelmek için hergün 50 km pedal çeviriyor. Onun okula bisikletle geldiğini gören ve yakın çevrede oturan öğretmen arkadaşları da haftanın bir kaç günü okula bisikletle gelmeye başlamış. Park yerinde otomobil yerine bisiklet gören öğrenciler ise  Uli’den tur düzenlemesini ve haftanın bir günü ‘bisiklet projesi’ yapılmasını talep istemişler. Bisiklet kullanma konusunda kendini geliştiren öğrencilerden bazıları artık okula bisiklet ile gidip gelmeye başlamışlar. Ailelerin çocukları için endişelenmelerine gerek yok çünkü ülke bisiklet ağı ile kaplı. Hiç otomobil ile karşılaşmadan evinden gitmek istediği yere kadar sadece bisiklet yollarından gidebilirler.

Peki, Alman halkı tüm bu altyapı sistemine, bisiklet yol ve park yerlerine, saatte 30 km hız limine, sadece kurallara uymanın ötesinde bilinçli otomobil sürücülerine nasıl sahip olmuştu? Kaç tane eylem yapıp kaç imza toplamışlar zamanında?

Tanja ve Uli birbirlerine bakıp ‘hiç’ diye yanıtlıyorlar.

Yağışlı ve soğuk Almanya’dan ayrılıp kuzey İtalya’ya Milano’ya geçtim. Bir avuç İtalyan  (Paolo başta olmak üzere) aylardır 4 Mayıs Milano Miting‘ini planlıyorlardı, bunu kaçıramazdım.

rete mobilita nuova

rete mobilita nuova

Geçtiğimiz yıl, bisikletle hareket edenler için güvenli yollar ve koşullar talep etmek üzere sosyal medyada buluşan bir grup bisikletsever 28 Nisan’da Roma‘da meydanlara 50bin kişiyi toplamıştı. Aradan bir yıl geçti ve aslında haklı ‘yeni’ ihtiyaçlar doğdu: yayaların güvenliği, daha çok insanın ulaşımda bisikleti kullanmaya teşvik edilmesi ve toplu taşıma araçları için teknoloji ve altyapı yatırımları. Madem doğru olan ‘motorsuz taşıma ve toplu taşıma’ o zaman fonların da bu yöne kaydırılması gerekir. İşte bu şekilde # mobilità nuova doğdu.

porta ticinese

Milano’nun yamuk yumuk parke taşları ve tuzağa benzeyen tramvay yolları

Kısa sürede sosyal medyada kampanya büyüdü ve 150 küsür dernek bu taleplere destek verdiğini belirtti. Kim mi bunlar? Bebek arabalarında giderken egsoz  gazlarından etkilenen çocukların anneleri yani Anti-Smog Anneler Grubu, yavaş şehir, yavaş yemekçi SlowCitta ve Slow Food, küresel ısınmaya karşı programları uygulamaya sokan Çevre Koruma Derneği, doğal hayata destek veren WWF, şehirlerin yaşanmaz hale geldiğini söyleyen Emekli İşçiler Birliği, bisikletlilere dikkat edin diye bas bas bağıran #salvaiciclisti, rötarlı trenlerle işe geç kalan memurlar, otobüs ve tren işletmeleri ve ve ve…

expo milano

Milanolular şehre yığınla beton dökülmesini ve yeşil alanların yok edilmesini istemedikleri için EXPO’ya karşılar. Expo’ya ayrılan paranın eğitim, sağlık ve işsizler için kullanılması gerektiğini savunuyorlar.

francesca

Miting için el ilanları verilirken tek tek herkese amaçlar anlatıldı

poster

duraklara posterleri asarken

Miting sırasında mikrofon tek bir kişinin monopolünde değildi, bir çok kişi şarkı söylemeyi tercih etti

30km

Captain 30

pinar ve ayca

Arkadaşım Ayça ve ben

corteo

binlerce bisiklet ve binlerce zil sesi

bici

ve bisiklet üstündeki zerafet

4 Mayıs’ta tren garının önünde buluşan 50bin kişi 3 ortak talepte bulunuyor ve uygun yasaların çıkarılmasını istiyorlar:

1. ulaşım için ayrılan fonların %75′i toplu taşımaya ve motorsuz ulaşıma yönlendirilmeli

2. otomobiller yerleşim merkezlerindeki hız limiti 30 km/h aşmamalı

3. motorlu araç kullanımı yerine ortak kullanım (car pooling, car sharing) ve toplu taşımaya özendirilmeli

Miting’den 24 saat sonra yasa tasarısı hazırlandı ve meclisteki 56 parlementarın imzasını aldı.

Almanya kadar şanslı olmayan İtalyan halkı nasıl bu başarıyı elde etti? Bir grup tweeter kullanıcısı önce gönüllüleri seçti, herkes işin bir ucundan tutup en iyi yapabildiği şeyi bu kampanya için sundu. Bazıları grafikleri yaptı, bazıları internet sitesini hazırladı, bir kaç tanesi gazetecilerle bağlantı kurdu, röportajlar tek bir ağızdan verildi, sosyal medya sonuna kadar kullanıldı ve mitinge 3 gün kala tren, metro ve otobüs duraklarında el ilanları dağıltıldı. El ilanları dağıtılırken tek tek niyet anlatıldı amaç açıklandı.  Destek büyüktü.

Talep edilen şey, temiz içme suyu istemek kadar doğal bir şey olduğu için, destek vermemek oksijeni reddetmek kadar absürd olurdu.

az bilinen antik kentler turu

2 May

Soğuklar bitti, yağmurlar dindi, hava yumuşadı ve bisikletim icin festivaller ve  tur sezonu açıldı. Bu yılın ilk uzun sürüsünü Izmir’in fedakar bisikletseverlerinin düzenlediği az bilinen antik kentler turu ile yaptım.

Az bilinen antik kentler turu ilk kez gectiğimiz yıl yapıldı. İzmir’in güneyinde bulunan antik kentler arasinda pedal çevirildi. Bu yıl ise rota kuzeydeki kentlerin ziyaret edilebilmesi için uzun ve zorlu keşif turlarının ardından belirlenmişti.

birinci gun konak

Izmir Konak Meydani

1. Gün/ 20 Nisan Cumartesi,  45 km,1050 metre irtifa kazanımı

Sabah saat 9:00′da Konak meydanında bulunan saat kulesinin önünde buluştuk. Çadır, uykutulumu ve matlar gibi ağır yüklerimizi bize eşlik edecek olan araca yükledikten sonra dört gün boyunca kullanacağımız yemek fişlerimizi aldık, bizlere hediye edilen bufflarımızı taktik ve grup fotografını çektirdikten sonra tarihi Kemeraltı çarsısının içinden geçerek Agora’ya vardık.

İzmir’in masal gibi olan ikinci kuruluş hikayesini hayranlıkla dinledik, Büyük İskender’in rüyasını ve iki Nemesis’i hayal ettik, gladyatörlerin kireç duvarlara zafer umutları ile kazıdıkları işaretleri izledik.

Kemeralti'nda daracik sokaklardan gecerken dukkanlarini yeni acan esnafa selam verdik

Kemeralti’nda daracik sokaklardan gecerken dukkanlarini yeni acan esnafa selam verdik

birinci gun agora

Agora

Smyrna Antik Kenti

Smyrna Antik Kenti

Agora’dan ayrılıp İzmir’in trafiğine karıştık. Kültür parkın içinden geçip anayolları takip ederek Bayraklı’da bulunan Smyrna antik kentinin kalıntılarına ulaştık. Belediyeden bir yetkili bize eşlik etti ve kısacık zamana upuzun bir tarihi sıkıştırdı.

Bizlere dağıtılan kumanyalarımızı yemyeşil çimlere uzanarak yedikten sonra tekrar yola çıktık. Grup halinde, birbirimizi bekleyerek Karşıyaka’ya ulaştık ve bir süre sonra Yamanlar Dağı için tırmanışa başladık. Yamanlar Dinlenme Tesislerine ulaşmak için tek bir yol vardı ve 20 km boyunca herkes kendi temposunda pedal çevirerek 1000 mt rakımdaki tesise ulaştı. Manzara, yokuşa değdi.

Yamanlar

Yamanlar

Izmir

Izmir

Tesis bizi çok güzel ağırladı, yemekler çok lezzetliydi. Çadırlarımızda bizi sert bir rüzgar ve soğuk bekliyordu. Ben yün içlik ve kışlık uykutulumumda ısınmakta zorlandım.

2. Gün/ 21 Nisan Pazar, 78 km 500mt irtifa kazanımı

Sabah erkenden çadır toplama sesleri ile uyandım.Sanki herkes buradan bir an önce ayrılmak için elinden geldiğince hızlı davranıyordu. Kahvaltı sırasında en çok gece ne kadar üşüdüğümüzü konuştuk. Eşyalarımızı bize eşlik edn araca yükledikten sonra önce bir kaç km dik iniş yaptık ve hemen ardından Karagöl yolunu takip ederek biraz tırmandık. Daha sonra keşif grubunun önceden belirlemiş olduğu toprak pistteki parkura giriş yaptık. Artık irtifa kaybetmeye başlamıştık. Emiralem’de buluşmak üzere sözleştikten sonra herkes yine kendi temposunda yola devam ettik. Yoldaki işaretleri takip ederek zorlanmadan mola yerine ulaştım.

Karagol yolunda

Karagol yolunda

Emiralem'e inis

Emiralem’e inis

Emiralem’den sonra parkur düz ve rüzgara karşıydı. Yeni tanıştığım bisikletçilerle sohbet muhabbet derken Larissa Antik Kenti’ne ulaştık. Öncelikle öğle yemeklerimiz dağıtıldı. Bir aile işletmesi olan lokantadan yitecekler araca yüklenip bizlere açık havada sunuldu.

Aiolis bölgesinde ilk ziyaret ettiğimiz Aiol mimarlığının bugüne değin bilinen en güzel örnekleri arasında yer alan Larissa oldu.

Larissa’yı ziyaretimizin hemen ardından yan yollardan yolumuza devam ettik ve araç trafiğinin neredeyse hiç olmadığı bir parkurdan önce Panaztepe‘ye hemen ardından da Pers Anıt Mezarına ulaştık.

Larissa

Larissa

Pers Anit Mezari

Pers Anit Mezari

Foca

Foca

Karakum Plaji

Karakum Plaji

İkinci günün sonunda gün batımını Foça Phokaia tapınağında yaşadık. Yumaşık ışığın yansığı eski duvarlarda, tapınağın hikayesini dinledik. Foça Belediyesi, Karakum Plajı’nda bir tesisi bize tahsis ederek plajda çadır kurmamıza izin vererek misafirperverliğini sundu.

3. Gün/ 22 Nisan Pazartesi, 72 km 1200metre irtifa kazanımı

Kahvaltıdan hemen sonra Foça merkeze kadar bize Foça Belediye Başkanı bisikletle eşlik etti ve sorularımıza cevap verdi. Foça’nın bisiklet yolu var mı sorusuna verdiği cevap gerçekten çok hoşumuza gitti. Bugüne değil geleceğe dönük çözümler araştıran ve 2004 yılından beri belediye başkanlığı yapan Gökhan Demirağ ‘Foça’yı imara kapattık artık buraya yeni binalar yapılmayacak, eskiyi korumak istiyoruz.  Şehir merkezini araç trafiğine kapattığımızda yayalar ve bisikletliler güven içinde hareket edebiceğinden ayrıca bisiklet yolu yapmaya gerek kalmayacak’ şeklinde cevap verdi. Bravo.

Foca

Foca

ucuncu gun kyme

Kyme Antik Kenti

Eski Foça’dan sahil şeridini takip ederek Yeni Foça’ya vardık. Buradan da Kyme Antik Kenti‘ni görmek için deniz kenarına indik. Kısa sürede Aiolis kentlerinin en önemlisi ve en büyüğü durumuna gelmiş olan Kyme, deniz yolu ile ticaret yapıyordu.

Öğle yemeğimizi Aliağa’da yedik ve sahil şeridindeki yoğun trafiği bırakıp yanyollardan dağ köylerinin yoluna girdik. Yeniden irtifa kazanırken bir yandan da yeşile boyanmış dağların, minicik köylerin, sokaklarda bize el sallayan çocukların fotoğraflarını çektik.

Koseler'e dogru

Koseler’e dogru

okulun bahcesi

okulun bahcesi

 

Bizi bir geceliğine ağırlamayı kabul eden Köseler köyüne vardık. Köseler köyü, anayollar üzerinde değil, kendi halinde 300 nüfuslu bir küçük köy. Antik Kentler Turu katılımcıları ve organizasyon ekibi toplam 125 kişi. Bir anda köyün çocukları etrafımızı sardılar ve ilkokulun bahçesine çadırlarımızı kurarken çadırın bir kenarından da onlar tuttular. Akşamyemeğiiçin sandalyeler masalar ayarlandı. Yemek servisimiziyapan aile bize sıcacık ve lezzetli yemeklerimizi hiç bekletmeden sevis yaptı.

4. Gün/ 23 Nisan, 50 km 800 metre irtifa kazanımı

Çocuk bayramında,bir köy okulunun bahçesinde geelemiş olmak ve saat 9:00′da başlayacak olan törene katılmak beni hayli heyecanlandırdı. Okulun bahçesine gelen veliler de yerşerini aldıktan sonra okulun biricik, gencecik öğretmeni ve 19 öğrenci günlerdir hazırlığını yaptıkları bayram programlarını sunmaya başladılar.Şiirler,şarkılar, danslar ve oyunlar ile bizleri kendilerine hayran ettiler. Çocuklar da bizler kadar heyecanlıydılar. Ne de olsa onların bayramı. Tören sonunda tur organizasyon ekibi, ondokuz öğrenci için özel olarak hazırladıkları hediyeleri tek tek verdiler. Çocukların mutlu gülücüklerini görmek çok güzeldi.

dorduncu gun koseler

dorduncu gun bayram

dorduncu gun bayram toreni

Köseler köyünin misafirperver muhtarı ve öğrencileri ile vedalaşıp başka bir görkemli Aiol kenti olan Aigai‘yi gezmek için Nemrutkale’ye kısa bir tırmanış yaptık. Aigai kenti, çokkorunaklı bir yere kurulmuş. Binlerce yıl yer yer ayakta kalabilmiş ,meclis, tiyatro ve agorasıyla muhteşem bi şehir.  Halen dimdik duran 10,5 metrelik Agora duvar hepimizin ağzını açık bıraktı.

Aigai’den sonra artık istikamet yolculuğun son şehri Bergama, turun son antik kenti Pergamon.

Aigai, keci yurdu

Aigai, keci yurdu

Ismailli koyu

Ismailli koyu

Bergama’dan teleferik ile Pergamon antik kentine çıktık ve şehri gezdik.  Pergamon bir çok ‘ilk’e evsahipliği yapmış: ilk parşomen, ilk kent için sağlık altyapısı, ilk asya kütüphanesi, ilk meslek sendikaları, ilk büyük hastane, ilk ahşap sahneli tiyatro ve daha başka ilkler…Bergama Belediyesi’nin akşam yemeği ikramlarını bir parkın bahçesinde keyifle yedikten sonra araçla İzmir’e döndük.

Pergamon

Pergamon

onbin kisilik tiyatro

onbin kisilik tiyatro

 

pergamon

pergamon

PS:Tur organizasyonu yapan arkadaşımız Olcay’a buradan tekrar teşekkür ediyorum. Bu kadar kalabalık bir gruba, ufacık bir bütçe (4 günlük turun kişi başı katılım payı 60 TL) ile keyifli bir tur yaşattı. Organizasyonu yapan arkadaşlar benim için her öğün vejetaryen yemek sağlanması konusunda özen gösterdiler.

Turun en önemli özelliklerinden bir tanesi ise antik kentleri tarih ve arkeoloji konusunda uzman rehberler eşliğinde gezme şansımızın olması idi.

Az Bilinen Antik Kentler Turu, bölgenin tanıtımı, tarihsel geçmişimizi anlamak,muhteşem doğada spor yapmak açısından tavsiye edeceğim bir tur. Facebook sayfasından gelecek yılın tur takvim ve rotasını takip edebilirsiniz.

velobus, bisiklet-büs

17 Apr

Bisikletim, ulaşım aracı olarak bisikleti tercih eden bir şehir çocuğunun düşüncelerini ve yaşadıklarını paylaştığı bir sanal günlük ancak geçen haftaki yazımda bisikletin ‘b’si yoktu. Bunun nedeni geçen haftaki yazının aslında bugünkü yazının giriş bölümü olması.

Okulları evleri ile aynı mahallede olan anaokul ve ilkokul çocuklarını yürümeye dolayısıyla onları ulaşım, çevre ve sosyal anlamda başka türlü düşünmeye ve alışkanlıklar edinmeye iten bu uygulama büyükler için yapılamaz mı?

Elbette yapılabilir: işte şimdi sahneye bisiklet çıkıyor.

Şehirlerde ulaşıma yönelik alternatif yollara ilk örneğim ‘yürüyen otobüs- PaBüs‘ü beğendiyseniz o zaman size velobus yani “bisiklet otobüsü” nü de tanıtmak istiyorum.

2,5-5 km mesafedeki okuluna yetişkinler tarafından eşlik edilerek bisikletle giden bir çocuk ne kazanır:

  • Güvenli bir yolculuk yapar
  • Trafik kurallarını öğrenir
  • Hareket eder, spor yapar
  • Özgürce hareket etmeyi öğrenir
  • Yaş grubu ile aktivite yaparken sosyalleşir
  • Havayı kirletmez
  • Anne ve babasına ekonomik anlamda yük olmaz
  • Mahallesini, sokağını, esnafını tanır

Herkesten 4 yaşındaki Max gibi okula yalnız gitmesini bekleyemeyiz ama neden okullarda yürümenin ve bisikletle ulaşımın ne kadar ‘havalı’ olduğundan bahsetmeye başlamıyoruz?

Haftasonu maça, sinemeya, konsere gitmek için aynı şekilde bu organizasyonu yapabilirsin.

bisikletbüs

İzmir Expo Sağlık Teması ve Ulaşım

11 Apr

Dünya üzerinde her yıl 3.2 milyon insan yeterince fiziksel aktivite yapmadığı için hayatını kaybediyor. Günde 20 dakika spor yaparak sağlığımızı koruyabileceğimiz ve hastalık riskini azaltabileceğimiz farklı bilim adamları tarafından kanıtlandı. New York Sağlık Departmanı’nın yaptığı bir araştırmaya göre toplu taşıma araçlarını, bisikleti kullanan ve yürüyen insanlar, otomobile bağımlı insanlara göre daha fazla fiziksel aktivite yapmaktalar. Bu demektir ki, ulaşım şeklimizi değiştirerek aslında sağlığımızı koruyabiliriz. Her yıl 1.3 milyon insan trafik kazalarında can vermektedir. Alternatif ulaşım yollarının kazanılması aynı zamanda otomobil kullanımının azaltılması ve dolayısıyla insan hayatının korunması ve kurtulması anlamına gelir.

Sevgili İzmir, şehrin her köşesine rengarenk posterler astın, bu posterleri ve ilanları bisikletlilerle süsledin, şehir tanıtım videosunda bisikletle kenti gezen sempatik amcayı kullandın, çocuklarını bisiklet römorkuna bindirip anneleri deniz kenarında gezdirdin. Tüm bunların hepsi şehre bir kimlik verebilmek için, ve sen ‘en masum pazarlama aracını’ keşfettin.

Peki, İzmir’de kaç km bisiklet yolu var? Kaç tane bisiklet park yeri mevcut? Hergün şehrin bir çok yerinde bisikletler çalınıyor, nasıl bir önlem aldın? Ulaşım aracı olarak bisikleti tercih eden bir avuç İzmirli’yi otomobillerden nasıl korumayı planladın?

Madem dersimiz sağlık ve sağlıklı yaşam o zaman sormak isterim, hedef hastane ve doktor sayısını mı arttırmak yoksa sağlıklı bir yaşam sürdürdüğü için sağlık hizmetlerine ihtiyaç duymayan insanlar mı?

Obezite, bir çok hastalığı (kalp hastalıkları, bazı kanser türleri, damar tıkanıklığı vb) tetiklemektedir. 40lı yaşlarında  obez olan bir kişi, kilosu normal olan başka bir kişiye göre 6-7 yıl daha az yaşamaktadır. Bisiklete binerek hem gideceği yere ulaşıp hem de yediklerimizden aldığımız kalorileri yakabiliriz. 80 kg ağırlığında bir kişi günde iki defa 30′ar dakika pedal çevirerek 327 kalori (iki bol susamlı ve pekmezli simit) yakabilir.

Bisiklete binen, kısa mesafelerde yürümeyi tercih eden bir kişi bilinçli beslenmeye başlar. Hareket etmek için enerjiye ihtiyacı vardır, bedenini zinde tutmak için sağlıklı besinleri tercih eder, bol bol su içer. Günlük sporunu bu şekilde yaptığı için, spor salonuna gitmesine gerek kalmaz, ulaşım için masrafı olmadığından parası cebinde kalır ve bu parayı ve ona kalan zamanı sevdikleri ile birlikte geçirir. Sevdikleri ile birlikte olan insanlar mutlu insanlardır, mutlu insanlar yaptıkları işe değer verirler. Severek ve özenle yapılmış şeyler değerlidir. Bu bir döngü.

İzmir’de işe bisikletle gitsene dediğim tüm arkadaşlarım, trafikte kendilerini güvende hissetmediklerini söylüyorlar. Haklılar, Türkiye’de her yıl 10bin kişi trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Dolayısıyla, otomobile bindiğimiz anda hayatımızı aslında riske atıyoruz. Peki şehirleri nasıl daha güvenli hale getirebiliriz?

Yaya ve bisikletlilere öncelik veren bir planlama ile başlayabiliriz. Özürlüler dahil tüm yayaların rahatça hareket edebilmeleri için geniş (1,3m- 1,5 m) , yaşlılar dahil herkesin rahatlıkla çıkabileceği yükseklikte (3cm- 15 cm) yaya kaldırımlarında yürümek; mazgallardan,çukurlardan, çöp konteynırlarından arnmış bisiklet yollarında pedal çevirmek, bisikletle toplu taşıma araçlarının entegrasyonu bence sağlık temasına uygun yatırımlar. Kavşak ve yolların bağlantı noktalarında iyileştirmeler yapılabilir. Toplu taşıma verimli hale getirilerek, otomobil bağımlılığı minimuma indirilebilir.

Sürdürülebilir ulaşım ile hem sağlığımızı koruyup hem de küresel ısınmayı önleyebiliriz.

PS: Sokağını Yaşa, Sokaklar Bizim Derneği‘nin yürüttüğü bir kampanya. Otomobilsiz bir gün, ayda bir gün yürü, kaldırımım nerede,aklımdaki mahalle gibi bir çok etkinlik düzenliyor.

tanıyalım, tanıtalım, uygulayalım.

P

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 112 other followers